“Hasta” ve “müşteri” seçmenin etkisi
Hem “hasta” hem de “müşteri” ruh sağlığında kullanılırken, bu terimler uygulamanızdaki dinamiği doğru bir şekilde tanımlamak ve etkilemek için kullanılabilir. Bazı önemli hususları inceleyelim:
Sorumluluk ve bakım görevi
Tedavinin yasal sorumluluğu nihayetinde klinisyene aittir. “Hasta”, basit bir hizmet işleminin ötesinde bir ilişkiyi yansıtan bu sorumluluğu vurgular. Tıbbi bir hastalığı teşhis eden bir doktor düşünün. Masaj terapisi veya koçluk gibi diğer hizmetlerle aynı refahı hedefliyorlar. “Hasta” tıp pratisyenleri için daha uygun olsa da, terim düşük riskli durumlarda çok güçlü gelebilir.
Güven ve kırılganlık oluşturmak
Başarılı bir terapi seansı için güven oluşturmak çok önemlidir. “Hasta”, terapötik yeteneklerinize daha fazla güven anlamına gelerek savunmasızlığı teşvik edebilir. Doktor-hasta ilişkisi, uzmanlığınıza güven duygusunu teşvik eder.
Bu, ilaç reçete ediyorsanız veya önemli tedavi kararları veriyorsanız özellikle önemlidir. Ancak, aşağıdaki gibi profesyonel hizmetlerin olup olmadığı çok net olamazdı mentorluk veya koçluk hastane dışı ortamlarda mevcuttur. Bir psikoterapist “hastalar” konusunda rahat olabilirken, bir danışman “müşterileri” tercih edebilir.
Yakınlığı ve kırılganlığı kabul etmek
Terapi genellikle derin kişisel korku ve düşünceleri paylaşmayı içerir. “Hasta” ilişkinin hassas doğasını ve sağladığınız bakım düzeyini kabul eder. Sizin açınızdan sağduyu ve titizliği vurgular.
Bununla birlikte, bazı müşteriler, özellikle daha az yoğun tedavi tedavileri için “hasta” fazla tıbbi bulabilirler.
İşbirliği ve paylaşılan sorumluluk
Ruh sağlığı tedavisi giderek daha fazla işbirlikçi bir çaba olarak görülmektedir. “Müşteri”, terapistin profesyonel tavsiye sağlayan ve hedeflerine ulaşmak için danışanla birlikte çalışan bir rehber görevi gördüğü bu ortak sorumluluğu vurgulayabilir ve yansıtabilir. Bu işbirlikçi yaklaşım, birçok terapistin aldığı eğitimle iyi uyum sağlar ve tüm profesyonel-danışan ilişkisi için bir güçlendirme duygusu geliştirir.